BASINA VE KAMUOYUNA

12016669_10153570443400993_971103732_n

Otuz yıllık bir savaşın ardından Türkiye’de “çözüm süreci” adıyla sakin ve huzurlu geçen dönemin başlaması son birkaç yılın yaşattığı olumlu gelişmelerdendi ve Türkiye halklarının otuz yılı aşkın savaş sürecinin yarattığı yaraları sarması açısından çok önemliydi. Yaşanan olumlu gelişmeler, halkları yeniden birbirine yakınlaştırıyor ve belki de halkların birbirlerini kimliklerinden dolayı dışlamadığı, hoş gördüğü ve anlamaya çalıştığı en anlamlı süreç oluyordu.

Ancak maalesef 7 Haziran Türkiye genel seçimi öncesi başlayan ve Suruç katliamıyla zirveye tırmanan bir şiddet furyası bugün en ölümcül haliyle Türkiye’yi yeniden sardı. Seçimden sonra halkların iradesini esas almayıp, “400 vekil verseydiniz böyle olmazdı” söylemiyle erken seçim kararı alındı. Başkanlık sevdası Türkiye’de bir iç savaşın zeminini oluşturup, ülkenin çatışmaya sürüklenmesine neden oldu. Türkiye’nin doğusunda da, batısında da halklar birbirine düşman edilmeye çalışıldı. Başta Kürt halkı olmak üzere, Türkiye’de yaşayan birçok sivil insan militarist şiddetin hedefi haline getirildi. Yakılıp yıkılan HDP parti binaları, keskin nişancılar tarafından sokaklarda vurulan küçük çocuklar, hayatları bir yıldız gibi kayıp giden gençler, çırılçıplak kadın cesetleri, abluka altına alınan şehirlerde evleri bombalanan siviller, kucağında bebeği ile öldürülen anneler bu savaşın kurbanları seçildi.

Görünürde Kürt-Türk çatışması gibi yansıtılsa da gerçek odur ki; bu savaş Türkiye’de giderek otoriterleşen iktidarın oy kaygısı uğruna barıştan yana tutum sergileyen Türkiye halklarına ve tüm barış güçlerine karşı yürüttüğü bir savaştır. Türkiye halkları, çoğulcu bir demokrasiyi hazmedemeyen otoriter devlet sevdalılarının savaşına kurban seçilmişlerdir. Yapılan barış ve kardeşlik çağrılarını sansürleyerek Türkiye halklarının sesini kısan medya kuruluşları başta olmak üzere, bu savaşa ortak olan herkes vicdanlarımızı yaralamaktadır.

Bizler hem Türkiye’de hem de Kıbrıs’ta savaşın yarattığı yıkım ve acıları çok yakından tanıyan insanlar olarak, bu savaşın hiç kimseye bir fayda getirmeyeceğinin farkındayız. Çünkü biliyoruz ki, savaşlarda kazanan taraf yoktur. Çünkü biliyoruz ki, kan ve gözyaşı ayrıcalıklı bir kesimin güç sahibi olmasını sağlarken, dili, dini, ırkı, etnik kökeni veya cinsiyeti fark etmeksizin tüm insanlığın kalbinde onanması zor yaralar açmaktadır. Çünkü biliyoruz ki, tarih savaş çığırtkanlığı yapanlara karşı “inadına barış” diyenlerin dirayetiyle örülecek ve demokratikleşme de böyle sağlanacaktır. Bu yüzdendir ki, hiçbir zaman ırkçı, faşizan ve milliyetçi bir tutum içine girmeyen, halklar arasında ayrım yapmadan barıştan vazgeçmeyen Türkiye halkları ile birlikte adalet, demokrasi ve insanlık için direneceğiz.

Bu gerçeklikleri göz önünde bulundurduğumuzda barışın ve insanlığın kesin kazanacağına dair umutların yitirilmemesi gerektiğini söylemek gerekir. Barış için atan her kalp, barış için bakan her göz, barış için düşünen her beyin, barış için nefes alan her canlı bu süreçte barışın inşaası için barış diliyle konuşmalı ve haykırmalıdır. Barış çok uzaklarda aranmamalı, barış çocukların parıldayan gözlerinde, evladını yitirmiş bir annenin haykırışında, ölüme değil bilime kendisini adayan gençlerin enerjisinde saklıdır. Barış yanı başımızdadır. Barış direnen ve acı çeken halkların zaferi olacaktır.

Bi ji aşiti

Yaşasın barış

Bi ji bratiya gelan

Yaşasın halkların kardeşliği

Bağımsızlık Cephesi – Bağımsızlık Yolu – Baraka Kültür Merkezi – Basın Sen – BKP – BKP Kadın Meclisi – BKP Gençlik Meclisi – Boran Kültür Merkezi – CTP Gençlik Örgütü – CTP Kadın Örgütü – DAÜ BİR SEN – DAÜ SEN – DEV İŞ – Devrimci Komünist Birlik – Doğu ve Güneydoğu Kültür Derneği – Feminist Atölye – Feminist Öğretmen İnisiyatifi – Jinen Bedeng – Kıbrıs Dem Genç – KKTC Alevi Kültür Merkezi – Komünist Emek Hareketi – KTOEÖS – KTÖS – Kıbrıs Pirsultan Abdal Kültür Derneği – Kuir Kıbrıs Derneği – MAGEM – MAKAMER – Mesarya Kadın İnisiyatifi – POST RI – TDP – Üretim Merkezi – YKP fem – YKP

About POST Research Institute

POST is a non-profit, non-political organization set up by a group of people to work for the cultural, social, and environmental betterment of Cyprus and established at 2002. Vision: To contribute towards achieving an alternative sustainable future, which comprises of an egalitarian Cypriot society, that recognizes the dignity of every living being. Mission: • On the basis of social equality/justice: o To contribute for creating an open dialogue on issues of peace education and reconciliation and working actively for the unification of the island. o To take action against gender discrimination based on one’s sexual orientation, gender identity and gender expression for achieving positive social transformation. o To advance, sensitize and advocate for a multicultural and diverse society in which all differences are recognized, understood and accepted. • To excel as an Institute in the execution of research and participatory action. • To strengthen research capacity in Cyprus. • To strive for ecological sustainability through the prevention of environmental degradation and destruction.
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s